TCMB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TCMB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2018 Perşembe

Döviz Analizi-USD/TRY & EUR/TRY Analizi

İntegral Yatırım Menkul Değerler Araştırma Bölümünün hazırladığı USD/TRY & EUR/TRY Analizi aşağıda yer almaktadır:

USD/TRY & EUR/TRY Analizi
Yılın ilk TCMB toplantısı sona erdi. Merkez, beklenildiği üzere faiz oranlarında değişikliğe gitmedi. Karar metninde, enflasyon tarafına vurgu yapıldı. Merkez, manşet enflasyondaki iyileşmenin baz etkisinden kaynaklı sürmesini beklediğini ancak bu durum karşısında erken bir faiz indirimine gidilmeyeceğinin mesajını vermiş oldu. TCMB"nin bu mesajı, TL varlıklar üzerinde sınırlı da olsa pozitif bir etki yarattı. Günün geri kalanında, ABD"den açıklanacak veriler takip edilecek ancak Dolar üzerinde yeni bir sayfa açılması beklenilmiyor. Dolar endeksi, 91.00 seviyesinin üzerine yükselmekte zorlanıyor ve bu durum gelişmekte olan ülke piyasaları açısından olumlu fiyatlanıyor. Dolayısıyla, TL varlıklarda biraz daha iyimser bir tablo var. Ancak, Afrin operasyonuyla ilgili gelişmeler hala sürüyor bu durum aslında TL üzerinde baskı kurmaya devam ediyor. Bu gelişme sonlanmadan TL"nin tam anlamıyla pozitif ayrışması beklenmeyebilir. Bu süreçte haber akışlarını yakından takip etmekte yarar var.
Teknik Analiz: USD/TL kurunu, hareketli ortalamalarının arasında seyrini korumaya devam ediyor. Kurda, 50 Günlük HO 3.8360 (direnç), 100 Günlük HO 3.7630(destek) seviyesinden geçmekte. Kur için kritik bölgeler. Dolayısıyla, bu seviyeler yakından takip edilmeli.
USD/TRY
Destekler: 3.7825 / 3.7630 / 3.7450
Dirençler: 3.8080 / 3.8360 / 3.84
EURTRY
Destekler: 4.57 / 4.6085 / 4.6110
Dirençler: 4.6640 / 4.6775 / 4.7230


İntegral Yatırım Menkul Değerler A.Ş.
www.integralmenkul.com.tr

***
Yasal Uyarı

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti ; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır.Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır.Buu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabılır.Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.


  - http://eborsahaber.com/89178/2018/piyasalar/doviz-analizi-usd-try-eur-try-analizi-2/

5 Ocak 2018 Cuma

TCMB: Cari Açık 2017 Yılında Kademeli Bozulma Gösterdi

Merkez Bankası"nın Ödemeler Dengesi ve Uluslararası Yatırım Pozisyonu Raporu (2017 III. Çeyrek) yayımlandı:

1.Cari İşlemler Hesabı

2017 yılının ilk dokuz aylık döneminde yıllıklandırılmış cari işlemler dengesi 2016 yılı sonuna kıyasla kademeli bir bozulma göstermiş, üçüncü çeyrek itibarıyla cari açık 39,7 milyar ABD dolarına yükselmiştir.

Çekirdek gösterge olarak kabul edilen altın hariç ile enerji ve altın hariç cari işlemler dengesi göstergelerinde ise, yılın ilk üç çeyreğinde geçen yıl sonuna kıyasla iyileşme kaydedilmiştir .

Üçüncü çeyrek itibarıyla altın ve enerji hariç cari açığın 2015 yılından bu yana en düşük seviyeye gerilediği görülmektedir. Öte yandan, mevsimsellikten arındırılarak bakıldığında, cari dengenin tüm göstergelerinde izlenen bozulma eğilimi üçüncü çeyrekte devam etmiştir .

Cari işlemler dengesinin temel belirleyicisi olan dış ticaret dengesi üçüncü çeyrekte bozulma kaydetmiştir

Bu bozulmanın temel nedeni, ihracatta gözlenen olumlu seyre karşın, gerek güçlü seyreden iç talebe gerekse enerji fiyatlarındaki artışa bağlı olarak ithalatta gözlenen yüksek oranlı artış olmuştur. Son yıllarda ihracatın ithalata kıyasla daha yüksek oranda büyümesi dış ticaret açığında daralma sağlarken,2017 yılının üçüncü çeyreğinde ithalatın büyüme oranı ihracatın büyüme oranının üzerinde gerçekleşmiştir

Dış talepteki güçlü seyir, ihracattaki olumlu seyri desteklemeye devam etmiştir. İhracat yapılan ülkelerdeki pazar büyümesinin bir göstergesi olan ihracat ağırlıklı küresel büyüme oranı, gayri safi hasıla kaynaklı küresel büyüme oranına kıyasla daha güçlü bir artış eğilimi sergilemektedir (Grafik 5). Toplam ihracatın yarıya yakınının yapıldığı, en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği"nde süregelen toparlanma eğilimi bölgeye yaptığımız ihracata olumlu yansımayı sürdürmüştür (Grafik 6). Bunun yanı sıra, çevre ülkelerle ilişkilerdeki normalleşme de ihracat artışına katkı sağlamıştır.

Yılın üçüncü çeyreğinde Türk lirası yıllık bazda değer kaybını sürdürmüş, TÜFE bazlı reel kur endeksi 90 seviyesine gerilemiştir Buna karşın, üçüncü çeyrekte güçlü seyreden iç talep ve düşük baz etkisi nedeniyle altın hariç ithalat miktarı yıllık bazda yüzde 14,6 oranında artış göstermiştir. Aynı dönemde altın hariç ithalat fiyatları ise yüzde 6,6 oranında yükselmiştir. Öte yandan, altın ithalatı önceki çeyrekte olduğu gibi üçüncü çeyrekte de 5,2 milyar ABD doları gibi oldukça yüksek bir seviyede gerçekleşmiştir. Bu gelişmeler neticesinde, toplam ithalat yıllık bazda yüzde 30,1 oranında artış kaydetmiştir.

2016 yılında belirgin biçimde gerileyen seyahat gelirlerinde, 2017 yılının ikinci çeyreğinde başlayan toparlanma eğilimi, üçüncü çeyrekte ivmelenmiştir. Rusya başta olmak üzere çevre ülkelerden gelen ziyaretçi sayılarındaki artış söz konusu toparlanmada önemli rol oynamıştır. Seyahat gelirleri yıllık bazda yüzde 39,7 oranında artış kaydederek, cari açığı azaltıcı yönde katkı sağlamıştır.

2.Finans Hesabı

Küresel ekonomideki olumlu görünüm, başta ABD olmak üzere gelişmiş ülke para politikalarına dair belirsizliklerin azalması ve bu gelişmelerin desteği ile gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahındaki artış 2017 üçüncü çeyreğinde ödemeler dengesi finans hesabındaki gelişmeleri etkileyen temel unsurlar olmuşlardır. Öte yandan, TL"nin diğer paralar karşısında bu dönemdeki istikrarlı seyri ve ekonomik büyümede görülen toparlanmanın belirginleşmesi portföy ve diğer yatırım girişlerine etki eden ülkemize özgü olumlu ayrıştırıcı unsurlar olmuştur.

Ödemeler dengesi finans hesabına ana başlıklar itibarıyla bakıldığında, doğrudan yatırım girişlerinde bir süredir görülen düşük seviyelerde yatay seyrin devam etmekte olduğu görülmektedir. Öte yandan, gelişmekte olan piyasalara yönelik ortaya çıkan sermaye girişlerinin bir yansıması olarak, portföy yatırımları yükümlülük kalemi kaynaklı girişler artmaktadır. Diğer yatırım girişlerinde ise bankacılık sektörü kaynaklı kredi girişlerinin azalması neticesinde, düşüş eğilimi devam etmektedir.

2.1 Doğrudan Yatırımlar

Yurt dışı yerleşiklerin ülkemizde gerçekleştirdiği doğrudan yatırımlar temelde sermaye ve gayrimenkul yatırımlarından oluşmaktadır. Bir süredir düşük seviyelerde ve yatay seyretmekte olan yurt içine doğrudan sermaye yatırımları bu eğilimini 2017 yılı üçüncü çeyreğinde de devam ettirmiştir. Jeopolitik siyasi gelişmelerin bölgemize yönelik risk algısını olumsuz yönde etkilemesi doğrudan yatırım girişlerinde bu dönemde ortaya çıkan, düşük platodaki yatay seyrin temel nedenini oluşturmuştur.

2017 yılı üçüncü çeyreğinde, coğrafi olarak Avrupa en fazla sermaye yatırımının geldiği bölge olmaya devam ederken, hizmetler sektörü en fazla yatırım çeken sektör olmuştur (Kutu 1). Öte yandan, yurt içine doğrudan yatırımların diğer önemli bileşeni olan gayrimenkul yatırımları, 2012 yılında yabancılara Türkiye"de mülk almayı kolaylaştıran ilgili yasanın değiştirilerek uygulama tebliğinin çıkarılması ile birlikte 2013 yılından başlayarak hızlı bir artış göstermiştir. 2017 yılı üçüncü çeyreğinde gayrimenkul yatırımları, bir önceki yılın aynı dönemine göre bir miktar artarak 1,3 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir.

2.2 Portföy yatırımları

Portföy yatırımlarının temel seyri yurt dışı yerleşiklerin yurt içinde yaptığı yatırımlar tarafından belirlenmektedir. Portföy yatırımları yurt içi yerleşiklerin yurt dışındaki yatırımları (portföy yatırımları net varlık edinimi) ile yurt dışı yerleşiklerin yurt içindeki yatırımları (portföy yatırımları net yükümlülük oluşumu) toplamından oluşmaktadır. Bankalar ve diğer sektörlerin toplamından oluşan yurt içi yerleşiklerin yurt dışındaki portföy yatırımları, yılın üçüncü çeyreğinde bankaların likidite tercihlerinin bir sonucu olarak yurt dışı portföylerini azaltması nedeniyle düşüş göstermiştir.

Küresel risk iştahının sürmesiyle bu çeyrekte de gelişmekte olan ekonomilere yönelik portföy girişleri sürmüştür. TL"nin diğer paralar karşısında istikrarlı seyri ve yurt içi büyüme beklentilerine yönelik ortaya çıkan görünüm bu dönemde ülkemiz portföy girişlerinde olumlu yönde ayrışmaya yol açmıştır. Enstrüman bazında bakıldığında, Hazine"nin yurt dışı ihraçları (eurobond) hariç tüm kalemlerde giriş yönlü hareket gözlenirken genel hükümetin yurt içinde ihraç ettiği borç senetleri ve bankacılık sektörünün yurt dışı piyasalarda ihraç ettiği borç senetleri bu çerçevede öne çıkmıştır. Diğer taraftan, bu çeyrekte hisse senetlerinde de yüklü giriş yönlü hareket gerçekleşmiştir.

2.3 Diğer Yatırımlar - Krediler

Diğer yatırım girişlerinde, bu dönemde bankaların yurt dışı menkul kıymet ihracı yoluyla fon girişlerine yönelmeleri döviz kredisi kullanımlarını azaltmıştır. Bu çerçevede 2017 yılı üçüncü çeyrekte, bankaların 792 milyon ABD doları net kredi geri ödemesi gerçekleştirdikleri görülmüştür. Diğer sektörler ise bu dönemde ağırlıklı olarak kısa vadeli olmak üzere 1,5 milyar ABD doları net kredi kullanıcısı olmuştur.

Finansman unsurları kalite yönünden değerlendirildiğinde, bir yıl öncesine göre, rezerv yeterlilik oranı ve doğrudan yatırım girişlerinde bir miktar gerileme gözlenirken diğer unsurlar mevcut seviyelerini korumuştur.

Net Hata ve Noksan (NHN) kalemi 2017 yılının üçüncü çeyreğinde 3,5 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Yıllık bazda bakıldığında, üçüncü çeyrekte on iki aylık birikimli NHN"nin 6,2 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleştiği ve toplam döviz gelirlerine oranının da yüzde 3,0 seviyesinde olduğu görülmektedir.

3.Uluslararası Yatırım Pozisyonu

Türkiye"nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP), 2017 yılının üçüncü çeyreğinde negatif yönlü artış göstermiştir. Bu artışta, değer ve kur hareketleri belirleyici olmuştur. 2017 Eylül sonu itibarıyla, UYP verilerine göre, Türkiye"nin net yükümlülük pozisyonu yılın ikinci çeyreğine kıyasla yüzde 2 artarak 440,6 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu dönemde, yurt dışı varlıklar yüzde 1,2, yükümlülükler yüzde 1,7 oranında artmıştır.

Ödemeler dengesi kaynaklı akım işlemler ile stok UYP verilerinin karşılaştırmasına dayalı bütünleşik UYP hesaplarına bakıldığında, net yükümlülük pozisyonundaki negatif yönlü artışın ağırlıklı olarak, değer ve kur değişimlerinden kaynaklandığı görülmektedir. Yılın üçüncü çeyreğinde, ikinci çeyreğe göre BIST Ulusal 100 Endeksi yüzde 2,5 artarken, Türk lirasının ABD doları karşısında yüzde 1,9 oranındaki değer kaybetmesi, kur ve fiyat değişimlerini belirleyen temel gelişme olmuştur.

Sektörel olarak değerlendirildiğinde, diğer sektörlerin 352 milyar ABD doları ile en yüksek net yükümlülük pozisyonunu taşıdığı, bunu 208 milyar ABD doları ile bankacılık sektörünün izlediği görülmektedir. Söz konusu sektörlerin toplama katkıları yüzde 102,3 olup, bu sektörlerdeki gelişmeler UYP"nin genelini belirlemektedir. Diğer taraftan, Merkez Bankası geleneksel olarak net varlık pozisyonu, genel hükümet ise net yükümlülük pozisyonu taşımaktadır.

Yılın üçüncü çeyreğinde, yurtdışı yerleşiklerin DİBS ve hisse senedi alımları ile diğer sektörün yurtdışında tahvil yoluyla borçlanmasının yanı sıra değer ve kur değişimleri, net UYP"de gözlenen gelişmenin temel kaynaklarını oluşturmaktadır. Yatırım araçları detayında incelendiğinde, bir önceki çeyreğe göre doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net yükümlülükler 4 milyar ABD doları artarak 136 milyar ABD doları olurken ,portföy yatırımlarından kaynaklanan net yükümlülükler 5 milyar ABD doları artarak 176 milyar ABD doları olmuştur.

UYP"nin yükümlülük tarafında portföy yatırımları stokunun 2017 yılı ikinci çeyreğine göre 4,5 milyar ABD doları artmasında, ödemeler dengesi akım işlemlerindeki 4,8 milyar ABD doları artış ile değer ve kur değişimlerindeki azalma etkili olmuştur. Ödemeler dengesi akım işlemlerindeki söz konusu artış ise özellikle bankalarca ihraç edilen 3,7 milyar ABD doları değerindeki Borç Senetleri alımlarından kaynaklanmıştır.

UYP"nin yükümlülük tarafında uzun vadeli kalemlerin ağırlığı korunmaktadır. Sektörlerin toplamı olarak bakıldığında, 2017 yılı üçüncü çeyreğinde UYP yükümlülüklerinin yaklaşık yüzde 71"i uzun vadelidir. Alt sektörlere bakıldığında ise, Merkez Bankası"nın yüzde 86"sının, Genel Hükümet"in ve diğer sektörlerin yükümlülüklerinin ise sırasıyla yüzde 68 ve 76"sinin uzun vadeli olduğu anlaşılmaktadır. 2015 yılından başlayarak, Merkez Bankası"nın aldığı kararların da etkisi ile bankacılık sektörü yükümlülüklerinin vade yapısında uzun vadenin payının arttığı ve aynı dönem itibarıyla bu oranın yaklaşık yüzde 63 düzeyinde gerçekleştiği gözlenmektedir.

UYP"nin yükümlülük kalemleri temelde dış borç stokunun ana bileşenlerini oluşturmaktadır. İlgili yükümlülük kalemlerinden hareketle dış borç stoku verileri incelendiğinde, yılın üçüncü çeyreğinde dış borç stokunun sınırlı bir artış göstererek, 438 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleştiği görülmektedir. Söz konusu artışta, özel sektörün özellikle uzun vadeli borçlarındaki yükselme etkili olmuştur. Borçlu dağılımına göre, özel sektör yüzde 70"lik payı ile brüt dış borç stokundaki en ağırlıklı sektördür.

TCMB brüt uluslararası rezerv stoku, 2017 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki döneme göre 3,2 milyar ABD doları artarak 111,9 milyar ABD doları olmuştur. Türkiye"nin uluslararası rezervlerinin diğer unsurunu oluşturan bankaların muhabirlerindeki yabancı para varlıkları ise 1,7 milyar ABD doları azalarak 23,2 milyar ABD doları olmuştur. Öte yandan, vadesine 1 yıl ve daha az kalan dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borçlar (KVDB) bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,9 azalarak 170,1 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu gelişmeler sonucunda, rezerv yeterlilik göstergesi olarak takip edilen toplam uluslararası rezervlerin KVDB stokuna oranı yüzde 79,5 düzeyinde gerçekleşmiştir. Yurt dışı şube ve iştirakler hariç tutulduğunda söz konusu oran, yüzde 91,3 olarak hesaplanmaktadır. IMF Rezerv Yeterlilik Göstergesi ise yüzde 85,4 olarak hesaplanmıştır.

UYP verilerine göre, Türkiye"nin doğrudan yatırım yükümlülüklerinin stok değeri, 2015 sonunda 156,5 milyar ABD doları iken 2016 sonunda 141,6 milyar ABD dolarıdır. En önemli paya sahip olan sermaye yükümlülükleri 2015 yılında 147,6 milyara ABD doları iken 16,6 milyar ABD doları azalarak bir sonraki yıl 131,0 milyar ABD doları olmuştur. İki dönem arasında, ödemeler dengesi işlemleri kaynaklı 6,9 milyar ABD doları tutarında sermaye girişi gerçekleşirken; kur, değer ve diğer değişimlerden dolayı 23,5 milyar ABD dolarlık bir azalış yaşanmıştır .

Türkiye"deki sermaye yatırımlarının sektörel dağılımı incelendiğinde; 2005 yılından itibaren özellikle finans ve sigorta faaliyetleri ile bilgi ve iletişim alt sektörlerine yapılan yatırımların arttığı ve 2016 yıl sonu itibarıyla sektörel dağılımda söz konusu sektörlerin yanısıra elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı ile toptan ve perakende ticaret sektörlerinin de ön plana çıktığı gözlenmektedir.

 

  - http://eborsahaber.com/88774/2018/gundem/tcmb-cari-acik-2017-yilinda-kademeli-bozulma-gosterdi/

2017’de Çimento Üretimi Arttı

Türkiye ekonomisinin lokomotifi çimento sektöründe büyüme hız kesmiyor. Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) açıklamasına göre; 2017 yılının ilk 10 ayında çimento üretiminde, geçen yılın aynı dönemine oranla %3,1"lik bir artış yaşandı. Bu dönemde üretilen çimentonun yaklaşık %10"u ise ihracata konu oldu. 2017 yılını yaklaşık 500 milyon dolar ihracat ile tamamlayacak olan çimento sektörü her yıl büyüme hedeflerini tutturuyor.

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği(TÇMB) tarafından açıklanan 2017 yılının ilk 10 aylık rakamlarına göre çimento üretiminde, geçen yılın aynı dönemine oranla %3,1"lik bir artış yaşandı. Bu dönemde üretilen çimentonun yaklaşık %10"u ise ihraç edildi. Yine 2017 yılı ilk 10 ayında iç satışlarda %4,4; çimento ihracatında ise %2"lik artış gerçekleşti.

Ekim ayında en çok çimento ihracatı ABD"ye yapıldı. Konuyla ilgili değerlendirme yapan TÇMB Yönetim Kurulu Başkanı M. Şefik Tüzün;"TUİK verilerine göre, 2017 yılı Ocak-Ekim döneminde, ihracatımızı (çimento+klinker) en çok artırdığımız ülke Haiti olmuştur. Bu ülkeyi Gana ve Gine izlemiştir. Çimento ihracatımızda yıl içerisinde yükselen bir başarı yakalanmıştır. Çimento sektörünün sürdürülebilen başarısı ülkemizin ekonomisine doğrudan olumlu katkı sağlamıştır" dedi.

Tüzün, çimento sektörünün yaklaşık 500 milyon dolar ihracat hedefinin yakalanacağını beklediklerini belirtti.

Türkiye Çimentosu Avrupa"daki Lider konumunu 2018"de koruyacak

2018 yılınınçimento sektörü için verimli olmasını beklediklerini ifade eden Tüzün; "Hükümetin 2018 yılı için açıkladığı %5,5 ekonomik büyümeye paralel olarakdevam eden altyapı ve kentsel dönüşüm projelerinin de katkısıyla sektörümüzün yaklaşık % 5 oranında büyüyeceğini öngörüyoruz. Ayrıca çimento ihracatımız da 2017 yılıyla aynı seviyede gerçekleşerek Avrupa"daki birinci Dünyadaki dördüncü büyük üretici konumumuzu koruyacağız." dedi.

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği(TÇMB) Hakkında:

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB),1957 yılında Dernek statüsüünde kurulmuş sivil toplum kuruluşudur. Türkiye"deki 51"i entegre, 15"i öğütme tesisi olmak üzere, toplam 66 kuruluşu temsil etmektedir.

  - http://eborsahaber.com/88769/2018/haberler/2017de-cimento-uretimi-artti/

28 Aralık 2017 Perşembe

Yabancılar, 110,5 Milyon Dolarlık Hisse Senedi Aldı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından haftalık menkul kıymet istatistikleri açıklandı.

Yurt dışında yerleşik kişiler, 22 Aralık haftasında net 110,5 milyon dolarlık hisse senedi ve 300 bin dolarlık Özel Sektör Tahvil ve Bonosu (ÖST) aldı, 286,8 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) sattı.

Yurt dışında yerleşik kişilerin bir önceki hafta 48 milyar 997,5 milyon dolar olan hisse senedi stoku, söz konusu haftada 50 milyar 212,2 milyon dolara yükseldi.

Söz konusu dönemde yurt dışı yerleşik kişilerin ÖST stokları ise gerçekleştirdikleri 300 bin dolarlık net alışla 957,7 milyon dolardan 958 milyon dolara yükseldi.

Geçen hafta yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku, 30 milyar 694,6 milyon dolardan 30 milyar 511,3 milyon dolara geriledi.

  - http://eborsahaber.com/88515/2017/gundem/yabancilar-1105-milyon-dolarlik-hisse-senedi-aldi/

28 Aralık 2015 Pazartesi

TCMB, Kapasite Kullanım Oranı 0,1 Puan Azaldı

Kapasite Kullanım Oranı Aralık ayında bir önceki aya göre 0,1 puan azaldı.


TCMB’nin konuya ilişkin yaptığı basın açıklamasında;”2015 yılı Aralık ayında imalat sanayi genelinde kapasite kullanım oranı, bir önceki aya göre 0,1 puan azalarak yüzde 75,8 seviyesinde gerçekleşmiştir.


İmalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı bir önceki aya göre 0,3 puan artarak yüzde 75,4 seviyesinde gerçekleşmiştir.


2015 yılı Aralık ayında mal gruplarına göre kapasite kullanım oranları değerlendirildiğinde, gıda ve içeceklerile yatırım mallarında artış görülürken, dayanıklı tüketim malları, dayanıksız tüketim malları ve ara mallarında azalış görülmüştür” ifadelerine yer verildi.


 



TCMB, Kapasite Kullanım Oranı 0,1 Puan Azaldı #eborsahaber

23 Aralık 2015 Çarşamba

TCMB, Para Politikası Raporunu Yayınladı

TCMB sunumunda, küresel para politikalarındaki normalleşmenin başlaması ile birlikte oynaklıklarda gözlenen düşüşün kalıcı olması halinde önümüzdeki toplantıdan itibaren para politikasındaki sadeleşme adımlarına başlayabileceklerine vurgu yaptı.


Makroekonomik Görünüm ve Para Politikası Özetleri


  • Sıkı para politikası duruşunun ve alınan makroihtiyati önlemlerin etkisiyle yıllık kredi büyüme hızları makul düzeylerde seyretmektedir.

  • Dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyri cari dengedeki iyileşmeyi desteklemektedir.

  • Avrupa Birliği ülkelerinin talebindeki artışın da katkısıyla büyüme kompozisyonu net ihracat lehine değişmektedir.

  • Enerji fiyatlarındaki gelişmeler enflasyonu olumlu yönde etkilemeye devam etmektedir. Bununla birlikte, birikimli döviz kuru hareketleri çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmeyi geciktirmektedir.

  • Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler dikkate alınarak para politikasındaki sıkı duruş sürdürülecektir.

  • Küresel para politikalarındaki normalleşmenin başlaması ile birlikte oynaklıklarda gözlenen düşüşün kalıcı olması halinde önümüzdeki toplantıdan itibaren para politikasındaki sadeleşme adımlarına başlanabilecektir.

TCMB , İktisadi Görünüm Ve Para Politikası sunumunun tamamına www.tcmb.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.



TCMB, Para Politikası Raporunu Yayınladı #eborsahaber

22 Aralık 2015 Salı

TCMB Faiz Kararını Açıkladı

Para Politikası Kurulu (Kurul), Merkez Bankası bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası ve Borsa İstanbul Repo–Ters Repo Pazarlarında uygulanmakta olan faiz oranları ile bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının aşağıdaki gibi sabit tutulmasına karar vermiştir:


  1. a) Gecelik faiz oranları: Marjinal fonlama oranı yüzde 10,75, Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 7,25,

  2. b) Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 7,5,

  3. c) Geç Likidite Penceresi faiz oranları: Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 0, borç verme faiz oranı yüzde 12,25.

Sıkı para politikası duruşunun ve alınan makroihtiyati önlemlerin etkisiyle yıllık kredi büyüme hızları makul düzeylerde seyretmektedir. Dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyri cari dengedeki iyileşmeyi desteklemektedir. Avrupa Birliği ülkelerinin talebindeki artışın da katkısıyla büyüme kompozisyonu net ihracat lehine değişmektedir. Kurul, açıklanan yapısal reformların uygulamaya geçirilmesinin büyüme potansiyelini önemli ölçüde artırabileceğini değerlendirmektedir.


Enerji fiyatlarındaki gelişmeler enflasyonu olumlu yönde etkilemeye devam etmektedir. Bununla birlikte, birikimli döviz kuru hareketleri çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmeyi geciktirmektedir. Bu çerçevede Kurul, küresel piyasalardaki belirsizliklerin enflasyon beklentileri üzerindeki etkileri ile enerji ve işlenmemiş gıda fiyatlarındaki oynaklıkları dikkate alarak, gerekli görülen süre boyunca likidite politikasındaki sıkı duruşun korunacağını ifade etmiştir.


Önümüzdeki dönemde para politikası kararları enflasyon görünümüne bağlı olacaktır. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler dikkate alınarak para politikasındaki sıkı duruş sürdürülecektir. Kurul, küresel para politikalarındaki normalleşmenin başlaması ile birlikte oynaklıklarda gözlenen düşüşün kalıcı olması halinde önümüzdeki toplantıdan itibaren para politikasındaki sadeleşme adımlarına başlanabileceğini değerlendirmiştir.


Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.


Piyasalar Ne Bekliyordu?


TCMB’nin bu ay açıklanan Beklenti Anketi’ne göre piyasada, bankanın % 7.5 olan 1 hafta vadeli repo ihale faizi oranında yükseliş beklentisi vardı.


PPK beklenti anketine katılan 13 ekonomistin bu ayki MB kararlarına ilişkin beklentileri ise şöyle; Buna göre, ekonomistlerin 1’i politika faizi ve faiz koridorunda değişiklik beklemezken kalan 12 ekonomist, politika faizi ve alt bantta 25 ile 100 baz puan arasında artış olacağını tahmin ediyordu.


Politika faizinde değişiklik bekleyen ekonomistlerin 2’si 25 baz puan, 9’u 50 baz puan ve 1’i 100 baz puan artış olacağını öngörüyordu.


TCMB Faiz Oranları Neyi İfade Ediyor?


Merkez Bankası, ekonomideki son likidite kaynağı olarak piyasalarda bankalara ödünç para vermekte veya bankalardan ödünç para alabilmektedir. Merkez Bankası, faiz oranlarını piyasaları etkilemek amacıyla belirlemektedir.


Para Politikası Kurulunun faiz kararları, önceden ilan edilmiş bir takvim çerçevesinde yapılan aylık toplantılarında alınmaktadır.


 



TCMB Faiz Kararını Açıkladı #eborsahaber

4 Aralık 2015 Cuma

TCMB, Fiyat Gelişmeleri Raporunu Yayınladı

TCMB 2015 Kasım fiyat gelişmeleri raporunun özet bölümünde, “Kasım ayında tüketici fiyatları yüzde 0,67 oranında artmış ve yıllık enflasyon 0,52 puan yükselerek yüzde8,10 olmuştur. Enflasyondaki yükselişte işlenmemiş gıda fiyatlarındaki artış ile enerji fiyatlarındaki baz etkisi öne çıkmıştır. Ayrıca, bu dönemde Türk lirasındaki birikimli değer kaybı etkileri zayıflamakla birlikte devam etmiş ve temel mal grubu enflasyonundaki yükseliş sürmüştür. Hizmet enflasyonu ise yüksek seyrini korumuştur. Çekirdek enflasyon göstergelerinin yıllık enflasyonu artış kaydetmiş, ana eğilimi ise temel mallardaki yükselişe karşılık hizmet grubundaki iyileşme ile birlikte yatay seyretmiştir” ifadelerini kullandı.


 



TCMB, Fiyat Gelişmeleri Raporunu Yayınladı #eborsahaber

30 Kasım 2015 Pazartesi

TCMB ‘nin Repo İhale Sonuçları Açıklandı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), bugün açtığı 7 Aralık 2015 vadeli repo ihalesi ile piyasaya 1 milyar TL verdi.


İhale Sonucuna Göre;


Basit Faiz


  • En düşük basit faiz % 7.50

  • Ortalama basit faiz % 7.50

  • En yüksek basit faiz % 7.50

Bileşik faiz


  • En düşük bileşik faiz % 7.78

  • Ortalama bileşik faiz % 7.78

  • En yüksek bileşik faiz % % 7.78

olarak gerçekleşti.


 


 



TCMB ‘nin Repo İhale Sonuçları Açıklandı #eborsahaber

26 Kasım 2015 Perşembe

Şimşek; Merkez Bankası İddiaları Spekülatif

çıkan Merkez Bankası ile ilgili iddialara açıklık getirdi.


Ekonomiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Mehmet Şimşek, basında yer alan Merkez Bankası’nın bağımsızlığı hükümet programında yer almadı şeklindeki haberlere yanıt verdi.


Şimşek;  “Yeni hükümet programında merkez bankasının bağımsızlığına ilişkin ifadeler üzerinden yapılan spekülasyonlar gerçeği yansıtmamaktadır. Hükümet programındaki ifadeler TCBM kanunundaki ifadeler ile uyumludur” ifadelerini kullandı.


Merkez Bankası’nın enflasyon sisteminin değişmeyeceğine vurgu yapan Şimşek; “Enflasyon hedeflerinin duyurulması sistemi de değişmeyecektir. Merkez bankasının temel görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Para politikası araçlarını bağımsız bir şekilde belirlemeye devam edecektir” dedi.


 



Şimşek; Merkez Bankası İddiaları Spekülatif #eborsahaber

3 Kasım 2015 Salı

Goldman Sachs TCMB Faiz Beklentisi

Goldman Sachs seçimlerin ardından TCMB kararları ile beklentilerini yayınladı.


Goldman Sach değerlendirmesinde; “TCMB’nin kısmi politika normalleşmesine ve ek sıkılaşmaya 2016 başlarında başlamasını bekliyoruz. TCMB’nin faizi 2016 yılı sonuna kadar % 12’ye çıkarmasını tahmin ediyoruz”  ifadelerine yer verdi.


 



Goldman Sachs TCMB Faiz Beklentisi #eborsahaber

9 Ekim 2015 Cuma

Global Finance Başçı"nın Notunu Düşürdü

Uluslararası ‘Global Finance’ dergisi, TCMB Başkanı Erdem Başçı’nın başarı notunu düşürdü.


Hürriyet Gazetesi’nden Şebnem Turhan’ın haberine göre, Merkez bankası başkanlarına 1994 yılından bu yana yönetim başarılarına göre not veren uluslararası Global Finance dergisi bu yıl Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın notunu düşürdü.


Merkez Bankası başkanlarına A ile F arasında başarı notu veren uluslararası ‘Global Finance’ dergisi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın başarı notunu düşürdü. Göreve başladığı ilk yıl not almayan Başçı’nın 2012’de B+ olan notu 2013’te önce B’ye geçen yılda B-’ye gerilemişti. Dergi Başçı’nın 2015 notunu ise C’ye düşürerek, en kötü başkanlar arasına koydu.


En iyi merkez bankası başkanları yani A notu ile ödüllendirilenler bu yıl Çek Cumhuriyeti, Avrupa Merkez Bankası, Hindistan, İsrail, Malezya, Paraguay, Peru, Filipinler ve Tayvan oldu. Amerikan Merkez Bankası Başkanı Janet Yellen’in ilk notu ise A- oldu. Geçen yıl yeni göreve geldiği için Yellen not almamıştı.



Global Finance Başçı"nın Notunu Düşürdü #eborsahaber

7 Ekim 2015 Çarşamba

S&P Türkiye Değerlendirme Raporu

Uluslararası Kredilendirme Kuruluşu S&P yayınladığı değerlendirme raporunda büyüme ile ilgili olarak, “Türkiye için 2015 yılı büyüme tahminini % 3’den % 3,1’e yükseltirken, 2016 yılı büyüme tahminini % 3,2’den % 2,8’e indirdi.” ifadelerine yer verdi.


Kuruluş TCMB faiz beklentisi ile ilgili olarak, ”Baz senaryomuzda TCMB’nin politika faizini kademeli arttırması bulunuyor. Ancak daha erken veya daha güçlü bir faiz artışı riskleri şu an itibariyle artmış durumda.” yorumunu yaptı.


Çin odaklı küresel ekonomik büyüme endişelerine vurgu yapan kuruluş, ihracat açısından Çin’in Türkiye’ye doğrudan etkisi düşük olduğunu ifade etti.



S&P Türkiye Değerlendirme Raporu #eborsahaber

6 Ekim 2015 Salı

TCMB: Eylül Ayında TÜFE’de Maliyet Yönlü Baskılar Belirginleşti

Bankanın enflasyon değerlendirmesinde konu ile ilgili olarak,


“Eylül ayında tüketici fiyatları yüzde 0,89 oranında yükselmiş ve yıllık enflasyon 0,81 puan artarak yüzde 7,95 olmuştur. Bu dönemde ÖKTG-H ve ÖKTG-I endekslerinin yıllık artış oranları sırası ile 0,43 ve 0,57 puan artarak yüzde 8,26 ve 8,23’e yükselmiştir.


Alt grupların yıllık tüketici enflasyonuna katkıları incelendiğinde, Eylül ayında katkısı yatay seyreden hizmet grubu hariç tüm alt grup katkılarının arttığı gözlenmiştir. Alt gruplar arasında en belirgin katkı artışı sırası ile 0,35 ve 0,24 puan ile temel mallar ve gıda gruplarından kaynaklanmıştır.


Mevsimsellikten arındırılmış verilerle üç aylık ortalamalara göre incelendiğinde, çekirdek enflasyon göstergelerinin ana eğilimlerinde bu dönemde yukarı yönlü bir hareket gözlenmiştir. Bu görünümde, Türk lirasındaki birikimli değer kaybının yansımalarıyla ana eğiliminde bozulma gözlenen temel mal grubu belirleyici olmuştur. Hizmet grubunun ana eğilimi ise yataya yakın seyrederek yüksek seviyesini korumuştur.


Eylül ayında hizmet fiyatları yüzde 0,79 oranında artmış, grup yıllık enflasyonu 0,11 puan azalarak yüzde 8,54’e düşmüştür. Bu dönemde yıllık enflasyon, haberleşme ve diğer hizmetlerde yükselirken kira grubunda yatay bir seyir izlemiş, buna karşılık ulaştırma ve lokanta otellerde gerilemiştir. Petrol fiyatlarının gelmiş olduğu düşük seviyelere bağlı olarak ulaştırma hizmetleri yıllık enflasyonundaki yavaşlama eğilimi sürmüştür. Lokanta otel grubundaki yüksek oranlı fiyat artışları bir önceki aya kıyasla hız kesmekle birlikte devam etmiştir.


Temel mal grubu yıllık enflasyonu Eylül ayında 1,37 puanlık artışla yüzde 7,94’e yükselmiştir. Bu dönemde yıllık enflasyon, giyim grubunda gerilerken kalan gruplarda artmıştır. Türk Lirasındaki değer kaybının birikimli etkilerine bağlı olarak dayanıklı mal grubu fiyatları aylık bazda yüzde 2,68 oranında artmıştır. Dayanıklı mal grubunda otomobil ile beyaz eşya fiyatlarında sırasıyla yüzde 3,94 ve 4,28 ile belirgin oranlarda artış gözlenmiştir. Giyim ve dayanıklı dışı temel mallar grubunda ise fiyatlar aylık bazda hızlı bir artış kaydetmiş ve grup yıllık enflasyonu yüzde 7,78’e yükselmiştir. Giyim grubu fiyatlarında sezon indirimleri geçen dönemlere kıyasla yüksek olmuş ve yıllık enflasyon yüzde 4,31’e gerilemiştir. Sonuç olarak Eylül ayı, Türk lirasındaki değer kayıplarının temel mal fiyatlarında belirgin olarak hissedildiği bir dönem olmuştur.


Enerji fiyatları Eylül ayında yüzde 0,53 oranında artmıştır. Bu gelişmede, Türk lirasındaki değer kaybına bağlı olarak yüzde 0,92 oranında yükselen akaryakıt fiyatları belirleyici olmuştur. Haziran ayından bu yana gerilemekte olan yıllık enerji enflasyonu bu dönemde yaklaşık 0,7 puanlık artışla yüzde 1,95 oranına yükselmiştir.


Eylül ayında gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık enflasyon 1,02 puan artışla yüzde 10,73 olmuştur. Bu gelişmede işlenmemiş gıda fiyatları etkili olurken işlenmiş gıda grubu yıllık enflasyonundaki yavaşlama eğilimi sürmüştür. Bu dönemde işlenmemiş gıda grubu yıllık enflasyonu 2,40 puan artışla yüzde 13,23’e yükselmiştir. Bu gelişmede başta meyve olmak üzere taze meyve ve sebze fiyatlarının etkisi hissedilmiştir. Uzun bir süredir yükseliş eğiliminde olan kırmızı et fiyatları alınan tedbirlerin de etkisi ile Eylül ayında yataya yakın bir seyir izlemiştir. İşlenmiş gıda fiyatları ise son iki aya kıyasla daha düşük bir oranda artmıştır. Bu dönemde, gıda ve yemek hizmetleri grubunun yıllık enflasyonu yüzde 11,56’ya, gıda ve yemek hizmetleri hariç tüketici enflasyonu ise 0,84 puan artışla yüzde 6,36’ya yükselmiştir.


Yurtiçi Üretici Fiyatları


Yurt içi üretici fiyatları Eylül ayında yüzde 1,53 oranında artmış, yıllık enflasyon yüzde 6,92’ye yükselmiştir. Bu dönemde Türk lirasındaki değer kaybına bağlı olarak imalat sanayi fiyatlarında artış gözlenmiştir. Yıllık enflasyon imalat sanayi fiyatlarında yüzde 7,34’e, petrol ve ana metal hariç imalat sanayisinde ise yüzde 9,24’e yükselmiştir.


Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, Eylül ayında dayanıksız tüketim malları hariç tüm alt gruplarda belirgin fiyat artışları gözlenmiştir. Dayanıklı tüketim malları fiyatlarındaki aylık yüzde 2,95’lik artışta mücevherat ve ev aletleri imalatı fiyatları belirleyici olmuştur. Ara malı imalatı fiyatları aylık bazda yüzde 1,98 oranında artarken Türk lirasındaki değer kaybının etkisi grup genelinde hissedilmiştir. Sermaye malı imalatındaki yüzde 2,57 oranındaki aylık fiyat artışında ise motorlu kara taşıtları ve “diğer özel amaçlı makine” fiyatları ön plana çıkmıştır. Sonuç olarak, Eylül ayında tüketici enflasyonu üzerinde maliyet yönlü baskılar belirginleşmiştir.” İfadelerine yer verildi.



TCMB: Eylül Ayında TÜFE’de Maliyet Yönlü Baskılar Belirginleşti #eborsahaber

29 Eylül 2015 Salı

Erdem Başçı, Bankacıları Bilgilendirdi

Başkan Başçı sunumunda,’’Cari işlemler dengesindeki iyileşmenin Ağustos verisi ile birlikte belirginleşeceğinin ve yıl boyunca devam edeceğinin öngörüyoruz. Avrupa Birliği ekonomilerindeki talep artışının desteğiyle net ihracatın büyümeye katkısının yılın ikinci yarısında artacağını düşünüyoruz. “ ifadelerine yer verdi.


TCMB Sıkı Duruşunu Koruyor


Başkan Başçı, ‘’TCMB’nin döviz kurunun etkileri ve enflasyon beklentilerindeki artıştan kaynaklanan riskleri sınırlamak için likidite politikasındaki sıkı duruşunu koruyor. TCMB’nin açıklanan “küresel para politikalarının normalleşme sürecinde yol haritası” kapsamında, yakın zamanda geniş bir tedbir paketi uygulamaya başlamıştır.’’ dedi.


Başçı, ‘’Para politikasının enflasyon görünümüne karşı sıkı, döviz likiditesinde dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici bir duruş sergilediğini de sözlerine ekledi.



Erdem Başçı, Bankacıları Bilgilendirdi #eborsahaber

18 Ağustos 2015 Salı

TCMB Ek Satış Tutarını 40 Milyon Dalar Artırdı

Kuruluştan konuya ilişkin yapılan basın açıklamasında;


Küresel finansal piyasalarda artan oynaklık nedeniyle 10 Nisan 2015 tarihli basın duyurusundaki “30 milyon ABD doları fazlasına” ifadesi “70 milyon ABD doları fazlasına” olarak değiştirilmiştir. Değişiklik 19 Ağustos 2015 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanacaktır.

Buna göre:

Döviz piyasasındaki koşullara göre döviz satım ihalesi tutarı günlük olarak belirlenmeye devam edilecektir.

1) Ertesi günkü ihalenin asgari tutarı saat 17.20’de Anadolu Ajansı DV007, Reuters CBTQ ve Bloomberg CBT Foreign Exchange Auctions sayfalarından ilan edilecektir.

2) Aşırı oynaklık nedeniyle gerekli görülen günlerde döviz satım tutarı bir gün önceden ilan edilen asgari tutarın 70 milyon ABD doları fazlasına kadar artırılabilecektir. Satım tutarı mevcut uygulamada olduğu gibi saat 16.30’da aynı sayfalarda duyurulacaktır.




TCMB Ek Satış Tutarını 40 Milyon Dalar Artırdı
#eborsahaber

TCMB Faizleri Sabit Bıraktı

Para Politikası Kurulu (Kurul), Merkez Bankası bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası ve Borsa İstanbul Repo–Ters Repo Pazarlarında uygulanmakta olan faiz oranları ile bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının aşağıdaki gibi sabit tutulmasına karar vermiştir:


a)    Gecelik faiz oranları: Marjinal fonlama oranı yüzde 10,75, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 10,25, Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 7,25,


b)    Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 7,5,


c)    Geç Likidite Penceresi faiz oranları: Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 0, borç verme faiz oranı yüzde 12,25.


Sıkı para politikası duruşunun ve alınan makroihtiyati önlemlerin etkisiyle kredi büyüme hızları makul düzeylerde seyretmektedir. Dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyri cari dengedeki iyileşmeyi desteklemektedir. Dış talep zayıf seyrini korurken iç talep büyümeye ılımlı düzeyde katkı vermektedir. Kurul, açıklanan yapısal reformların uygulamaya geçirilmesinin büyüme potansiyelini önemli ölçüde artırabileceğini değerlendirmektedir.


İşlenmiş gıda ve enerji fiyatlarındaki gelişmeler kısa vadede enflasyonu olumlu etkilemektedir. Bununla birlikte, döviz kuru hareketleri çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmeyi geciktirmektedir. Bu çerçevede, yurtiçi ve küresel piyasalardaki belirsizlikler ile enerji ve gıda fiyatlarındaki oynaklıklar da dikkate alınarak, gerekli görülen süre boyunca daha sıkı bir likidite politikası uygulanmasına karar verilmiştir. Ayrıca Kurul, küresel para politikalarının normalleşmeye başlamasından önce ve sonra uygulanabilecek diğer politikaları ele almıştır. Konuyla ilgili değerlendirmeler çerçevesinde oluşan yol haritasının internet sayfasında kamuoyuyla paylaşılması kararlaştırılmıştır.


Önümüzdeki dönemde para politikası kararları enflasyon görünümündeki iyileşmenin hızına bağlı olacaktır. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlar yakından izlenecek ve enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar getiri eğrisini yataya yakın tutmak suretiyle para politikasındaki temkinli duruş sürdürülecektir.


Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.


Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır.


 



TCMB Faizleri Sabit Bıraktı
#eborsahaber

17 Ağustos 2015 Pazartesi

Goldman Sachs TCMB Toplantısı Beklentisini Açıkladı

TCMB’nin genel politika çerçevesini sadeleştirmeye yönelik ilk adımları atmaya başlamasını ve faiz koridorunu en alttaki basamaktan itibaren daraltmaya başlamasını bekleyen Goldman Sachs, 1 haftalık repo faizinin 75 baz puan arttırılarak % 8.25 seviyesine çıkarılacağını öngörüyor.


Merkez Bankası gecelik borçlanma faiz oranının da % 7,25’den % 8.00’e  çıkarılmasını bekleyen Goldman Sachs, %10,75 olan gecelik marjinal fonlama oranının ise değişmeyeceği beklentisinde. Bu beklentiler doğrultusunda yapılacak teknik ayarlama faiz koridorunu 350 baz puandan 275 baz puan seviyesine daraltabilecek.


Goldman Sachs, bununla beraber bu teknik ayarlamanın para politikası açısından büyük oranda nötr olacağını ve genel olarak yerel parasal koşullarda değişiklik yaratmayacağını düşünüyor.



Goldman Sachs TCMB Toplantısı Beklentisini Açıkladı
#eborsahaber

3 Ağustos 2015 Pazartesi

Goldman Sachs Faizleri Değerlendirdi

Goldman Sachs Türkiye değerlendirmesinde,’’ TCMB’nin faiz koridorunu aşağı seviyeden yukarıya doğru kademeli olarak daraltmasını bekliyoruz. Böylece zaman içinde temel faiz, faiz aralığının üst sınırına yakın seviyede olacak. Mevcut faiz oranları Türkiye’nin cari açığı ve enflasyonu göz önüne alındığında uygun seviyede değil. Önümüzdeki iki yıl para politikalarında ciddi sıkılaşma bekliyoruz. Bu sıkılaşma bir haftalık repo faizini 2016’da yüzde 10 2017’de yüzde 12 seviyesine taşıyacak.’’ ifadelerini kullandı.



Goldman Sachs Faizleri Değerlendirdi
#eborsahaber

31 Temmuz 2015 Cuma

JP Morgan, PPK değerlendirmesi

JP Morgan, TCMB’nin mevcut faiz koridoru uygulamasından tek oranlı bir sisteme doğru geçmeyi planladığını hatırlatarak, bu sürecin eylülayında başlayacağını öngördü.


TCMB’nin yıl sonu faiz beklentisini yüzde 6.8’den yüzde 6.9’a çıkardığın vurgu yapıldı.


JP morgan alınan bu kararı akılcı bir karar olarak niteledi ve politikaların normale dönmesi ile birlkte ekonomist ve yatırımcılar için hayatın daha kolayolacağını ve Türk varlıklarının cazibesinin artabileceğini belirtti. Bununla birlilkte bu değişimin ekonomik ve siyasal belirsizliklerin olduğu birortamda yapılacak olmasının ekstra dikkat gerektirdiği ve TCMB’nin de bunun farkında olruğu dile getirildi.


Kaynak: Matriks Ekonomi



JP Morgan, PPK değerlendirmesi
#eborsahaber