türkiye cumhuriyeti merkez bankası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye cumhuriyeti merkez bankası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2015 Çarşamba

TCMB, Para Politikası Raporunu Yayınladı

TCMB sunumunda, küresel para politikalarındaki normalleşmenin başlaması ile birlikte oynaklıklarda gözlenen düşüşün kalıcı olması halinde önümüzdeki toplantıdan itibaren para politikasındaki sadeleşme adımlarına başlayabileceklerine vurgu yaptı.


Makroekonomik Görünüm ve Para Politikası Özetleri


  • Sıkı para politikası duruşunun ve alınan makroihtiyati önlemlerin etkisiyle yıllık kredi büyüme hızları makul düzeylerde seyretmektedir.

  • Dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyri cari dengedeki iyileşmeyi desteklemektedir.

  • Avrupa Birliği ülkelerinin talebindeki artışın da katkısıyla büyüme kompozisyonu net ihracat lehine değişmektedir.

  • Enerji fiyatlarındaki gelişmeler enflasyonu olumlu yönde etkilemeye devam etmektedir. Bununla birlikte, birikimli döviz kuru hareketleri çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmeyi geciktirmektedir.

  • Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler dikkate alınarak para politikasındaki sıkı duruş sürdürülecektir.

  • Küresel para politikalarındaki normalleşmenin başlaması ile birlikte oynaklıklarda gözlenen düşüşün kalıcı olması halinde önümüzdeki toplantıdan itibaren para politikasındaki sadeleşme adımlarına başlanabilecektir.

TCMB , İktisadi Görünüm Ve Para Politikası sunumunun tamamına www.tcmb.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.



TCMB, Para Politikası Raporunu Yayınladı #eborsahaber

22 Aralık 2015 Salı

TCMB Faiz Kararı Öncesi Hangi Kurumlar ne Bekliyor?

TCMB Faiz Kararı öncesi bazı banka ve aracı kurumların beklentileri şöyle;


Morgan Stanley


Merkez Bankası’nın yarın yapacağı toplantıda faiz koridorunun alt bandı ve politika faizinde 50 baz puanlık artış, koridorun üst bandında ise değişiklik beklemediğini bildirdi.


 Odeobank


Faiz koridorunda simetriyi sağlayabilmek için para politikasında efektif olarak bir gevşeme anlamına gelmeden TCMB’nin üst bantta 25 baz puan indirime gidebileceğini düşünüyoruz.


 Tekstil Yatırım


TCMB’nin “sadeleştirme” açıklamaları ve içinde bulunduğumuz koşullarda beklentimiz TCMB’nin, faiz koridorunda hareket yolunu seçeceği yönünde. Politika faizinin ortalama fonlama maliyetine yaklaştırılmasının daha sade bir politikaya geçişinde başlangıç olacağını ve sadeleştirme hareketi ile piyasaların ve politika faizinde doğrudan bir değişiklik yapılmaması ile yüksek faiz hassasiyeti bulunan siyasal tarafların memnun edilebileceğini düşünüyoruz.


 Gedik Private


TCMB faiz tarafında adım atmak için FED’i bekleyeceğine işaret etmişti. Bu toplantıda piyasa beklentileri koridorun alt bandında 25-50 baz puan artırım etrafında kümelenirken koridorun üst bandının ise sabit tutulması bekleniyor.


 İntegral Menkul Değerler


Daha çok sadeleştirme konusunda adım atması beklenen Merkez Bankasında bu adımın sonunda politika faizinin yükseltilmesi bekleniyor. TL’nin diğer gelişen ülke para birimlerine kıyasla pozitif ayrışmasında ve gösterge faizini ısrarla %11 sınırındaki seyrini korumasında bu beklentilerin etkisi büyük.


 Anadolu Yatırım


TCMB’nin günlük fonlama maliyetinin %8,80’lerde, koridorun alt bandının da %7,50’da olduğunu dikkate aldığımızda yukarıya doğru yapılacak bir daraltmanın mevcut durumda aslında bir faiz artırımı olarak görülmeyeceğini, Merkez Bankası’nın sadeleştirme adı altında buna uygun bir isim bulacağını düşünüyoruz.


 Phillip Capital Menkul Değerler


Erdem Başçı’nın 2016 yılı Para ve Kur Stratejisi sunumunda “temkinli” olunacağı vurgusunu yoğun olarak kullanması oldukça dikkat çekiciydi. Bu çerçevede faiz koridorunun daraltılmasının daha kademeli bir anlayış içerisinde gerçekleştirileceği sinyalini alıyoruz. Faiz koridorunun daraltımı koridorun en alt bandının ve bir hafta vadeli repo faizinin yukarı çekilmesi ile gerçekleştiriyor olunacak. Bu çerçevede her iki oranda da 50 baz puanlık bir artış beklentimiz mevcut.


Ziraat Yatırım


Merkez Bankası, son beş sene içerisinde Para Politikası Kurul’larının %27,9’unda indirim yönünde adımlar attı. Eğer yalnızca hamle yaptığı toplantılara odaklanırsak bu durumda bugün en az bir parametrede indirim yapma olasılığı %81’e yükselmekte.


 




TCMB Faiz Kararı Öncesi Hangi Kurumlar ne Bekliyor? #eborsahaber

21 Aralık 2015 Pazartesi

Morgan Stanley, PPK’dan Faiz Artışı Bekliyor

Morgan Stanley, Merkez Bankası’nın yarın yapacağı toplantıda faiz koridorunun alt bandı ve politika faizinde 50 baz puanlık artış, koridorun üst bandında ise değişiklik beklemediğini bildirdi.


Morgan Stanley, TCMB’nin ağırlıklı fonlama maliyetini ise %8.8 olan mevcut seviyeden devam ettireceğini öngörüyor.


Kuruluş, 2016 yılında ise TCMB’nin faiz koridorunun alt bandı ve politika faizinde toplamda 150 baz puanlık daha artış yapmasını bekliyor.


 



Morgan Stanley, PPK’dan Faiz Artışı Bekliyor #eborsahaber

Morgan Stanley, PPK’dan Faiz Artışı Bekliyor

Morgan Stanley, Merkez Bankası’nın yarın yapacağı toplantıda faiz koridorunun alt bandı ve politika faizinde 50 baz puanlık artış, koridorun üst bandında ise değişiklik beklemediğini bildirdi.


Morgan Stanley, TCMB’nin ağırlıklı fonlama maliyetini ise %8.8 olan mevcut seviyeden devam ettireceğini öngörüyor.


Kuruluş, 2016 yılında ise TCMB’nin faiz koridorunun alt bandı ve politika faizinde toplamda 150 baz puanlık daha artış yapmasını bekliyor.


 



Morgan Stanley, PPK’dan Faiz Artışı Bekliyor #eborsahaber

30 Kasım 2015 Pazartesi

TCMB Kasım Ayı Finansal İstikrar Raporunu Açıkladı

Küresel büyümeye dair aşağı yönlü riskler nedeniyle finans piyasalarındaki oynaklıklar devam etmektedir. ABD Merkez Bankası’nın faiz artırım süreci, Çin ekonomisindeki yavaşlamaya ilişkin endişeler ve emtia fiyatlarında oluşan aşağı yönlü eğilim, gelişmekte olan ülkeler üzerinde özellikle yılın üçüncü çeyreğinde önemli ölçüde etki yapmıştır. Bu dönemde, gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy hareketleri zayıf ve dalgalı bir seyir izlemiştir.


Yılın üçüncü çeyreğinden itibaren artan iç ve dış belirsizlikler nedeniyle kredilerin büyüme hızında ilave bir yavaşlama olduğu dikkat çekmektedir. Kredilerdeki yavaşlamanın iç ve dış belirsizliklerin kademeli olarak azalması sonucunda geçici olabileceği değerlendirilmektedir.


Hanehalkının borçluluğu makul ve sürdürülebilir düzeylerde seyretmektedir.


Bankaların aktif kalitesinde önemli bir değişiklik görülmemektedir. Takipteki alacak oranı yatay seyretmekle birlikte, özellikle teminatsız bireysel krediler ve KOBİ kredilerinin oranlarında bir miktar artış dikkat çekmektedir. Yabancı para firma kredilerinde tahsili gecikmiş alacak oranı düşük seyrini korumaktadır. Bankaların sermaye yeterlilik oranları bir miktar azalmakla birlikte sektörün özkaynakları beklenmeyen zararları karşılayabilecek güçtedir.


Uluslararası Gelişmelere Ait Özetler


Gelişmekte olan ülke piyasalarından portföy cinsi yatırım çıkışlarının yılın ikinci yarısında hızlandığı ve finansal göstergelerin dalgalı bir seyir izlediği gözlenmektedir.


Gelişmekte olan ülkelere yönelik risk algısının seyrinde üç ana gelişme rol oynamıştır.


ABD’nin para politikasına ilişkin beklentiler küresel finansal piyasalar üzerinde etkili olmaya devam etmektedir.


Çin ekonomisindeki yavaşlamanın ve izlenen politikaların, diğer gelişmekte olan ülkeler üzerinde önemli etkileri olabilecektir.


Çin ekonomisindeki yavaşlama, emtia fiyatlarındaki aşağı yönlü hareketi kuvvetlendirmektedir.


Gelişmekte olan ülkelerin dışsal şoklara karşı dayanıklılığı artırıcı yönde adım atmaya devam etmesi önem arz etmektedir.


Yurtiçi Gelişmelere Ait Özetler


2015 yılının ikinci çeyreğinde iktisadi faaliyet istikrarlı büyüme eğilimini devam ettirmiştir.


Enflasyonda gıda fiyatları ve döviz kuru kaynaklı artış yaşanmıştır.


Küresel para politikalarına dair belirsizlikler ve küresel büyümeye dair endişelerin de etkisiyle ülkemize yönelik portföy akımları dalgalı seyretmiştir


Yılbaşından itibaren yükselme eğilimi gösteren devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) faiz oranları, Eylül ayından itibaren gerilemeye başlamıştır.


TCMB, yıl başından itibaren gözlenen döviz kuru hareketleri ile enerji ve gıda fiyatlarındaki oynaklıkların enflasyon ve enflasyon bekleyişleri üzerindeki etkilerini sınırlamak amacıyla sıkı para politikası uygulamıştır.


Cari işlemler dengesi iyileşmeye devam etmektedir.


Uygulanan mali disiplin hem risk primlerinin hem de enflasyonun düşmesine önemli katkı yapmaktadır.


Dengelenme sürecinin istikrarlı bir biçimde devam etmesi ve alınan makroihtiyati tedbirler küresel finansal piyasalardan kaynaklanabilecek risklere karşı ülkemiz finansal sisteminin dayanıklılığı artırmaktadır.


 



TCMB Kasım Ayı Finansal İstikrar Raporunu Açıkladı #eborsahaber

26 Kasım 2015 Perşembe

Şimşek; Merkez Bankası İddiaları Spekülatif

çıkan Merkez Bankası ile ilgili iddialara açıklık getirdi.


Ekonomiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Mehmet Şimşek, basında yer alan Merkez Bankası’nın bağımsızlığı hükümet programında yer almadı şeklindeki haberlere yanıt verdi.


Şimşek;  “Yeni hükümet programında merkez bankasının bağımsızlığına ilişkin ifadeler üzerinden yapılan spekülasyonlar gerçeği yansıtmamaktadır. Hükümet programındaki ifadeler TCBM kanunundaki ifadeler ile uyumludur” ifadelerini kullandı.


Merkez Bankası’nın enflasyon sisteminin değişmeyeceğine vurgu yapan Şimşek; “Enflasyon hedeflerinin duyurulması sistemi de değişmeyecektir. Merkez bankasının temel görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Para politikası araçlarını bağımsız bir şekilde belirlemeye devam edecektir” dedi.


 



Şimşek; Merkez Bankası İddiaları Spekülatif #eborsahaber

28 Ekim 2015 Çarşamba

TCMB Yılsonu Enflasyon Tahminini Yukarı Çekti

Merkez Bankası, yılsonu enflasyon tahminlerini 1 puan yukarı güncelledi. TCMB Başkanı Erdem Başçı’nın sunumunda yer alan bilgilere göre;


Orta vadeli tahminler oluşturulurken enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruşun sürdürüleceği bir çerçeve esas alınmıştır.


Sıkı makroihtiyati çerçevenin de katkısıyla yıllık kredi büyüme oranının makul seviyelerde seyretmeye devam edeceği değerlendirilmektedir


Enflasyon Görünümü


Bu çerçevede enflasyonun %70 olasılıkla 2015 yılı sonunda % 7,4 ile % 8,4 aralığında (orta noktası % 7,9), 2016 yılı sonunda % 5,0 ile % 8,0 aralığında (orta noktası % 6,5) gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.


Enflasyonun 2017 yılı sonunda yüzde 5’e yakın gerçekleşeceği, orta vadede ise % 5 düzeyinde istikrar kazanacağı öngörülmektedir.


TCMB Başkanı Başçı, Enflasyon Raporunu Açıkladı


TCMB internet sitesinde yayınlanan açıklama aşağıda bulunuyor:


Rapor’da, her zaman olduğu gibi, para politikası kararlarına temel oluşturan iktisadi görünüm ile makroekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerimizi paylaşıyor ve son üç aydaki gelişmeler doğrultusunda güncellenen orta vadeli enflasyon tahminlerimiz ile para politikası duruşumuzu sunuyoruz. Ayrıca Rapor’da ana bölümlere ilave olarak çeşitli konularda yedi adet kutuya yer verdik. Bu kutularda güncel ve ilgi çekici konulara ilişkin analizler yer alıyor. Rapor’da tüketici güven endeksinin belirleyicilerine bakan, ihracatımızın gelir ve fiyat esnekliklerini inceleyen, işsizlik oranı tahmini için öncü gösterge analizi yapan ve işgücüne katılım oranı öngörüleri sunan kutular var. Ayrıca, krediler ile özel tasarruflar arasındaki ilişkiyi inceleyen, Türkiye’de ve diğer ülkelerde tüketici ve ticari kredilerin cari açıkla ilişkisine dair bulgular sunan ve Türkiye’nin kamu borç stoku ve bütçe gerçekleşmelerini uluslararası bir karşılaştırma ile analiz eden kutular mevcut. Kutuların başlıklarını yansıda görüyorsunuz. Her biri Türkiye ekonomisi ile ilgili önemli konulara ışık tutuyor. Birazdan Enflasyon Raporu dahilinde internet sayfamızda yayımlanacak olan bu çalışmaları okumanızı tavsiye ederim.


Konuşmama politikalarımız üzerinde önemli rol oynamaya devam eden küresel iktisadi görünüme değinerek başlayacağım. 2015 yılının üçüncü çeyreği küresel finans piyasalarındaki oynaklıkların devam ettiği bir dönem oldu. Küresel para politikalarına dair belirsizliklerin yanı sıra küresel büyümeye dair endişeler bu dönemde ön plana çıktı. Çizdiğim bu çerçevede, gelişmiş ülkelerdeki uzun vadeli faizlerin oynaklığı yüksek seviyelerini korurken belirsizlik göstergelerinde de artış gördük (Grafik 1). Üçüncü çeyrek sonu ve dördüncü çeyrek başlarında ise ABD Merkez Bankası’nın ilk faiz artışı kararını öteleyeceğine dair aalgıların güçlenmesi, Avrupa Merkez Bankası’nın parasal genişlemeye devam edebileceğini açıklaması ve Çin Merkez Bankası’nın ekonomiyi destekleyici yönde aldığı kararlar sonrasında, finansal piyasalardaki oynaklıklar bir miktar azaldı.

Gelişmekte olan ülkelerin finansal varlık fiyatları da bahsettiğim bu dalgalanmalardan önemli oranda etkilendi (Grafik 2). Küresel iktisadi faaliyette 2014 yılından beri yaşanan yavaşlama eğilimi 2015 yılı ikinci çeyreğinde de sürdü. Bu gelişmede, Çin ve diğer bazı gelişmekte olan ülkelerdeki yavaşlama etkili oldu. Küresel iktisadi faaliyetteki zayıf seyir nedeniyle emtia fiyatlarında üçüncü çeyrekte düşüşler yaşandı.


Bu dönemde, küresel piyasalarda yaşanan oynaklığın etkileri Türkiye ekonomisinde de gözlendi ve iç belirsizlikler ile birlikte finansal göstergelerde dalgalanmalar yaşandı. Bu dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak enflasyon görünümünü dikkate alarak sürdürdüğümüz sıkı para politikası duruşumuzun yanında, Ağustos ayında açıkladıığımız yol haritası kapsamında finansal istikrarı destekleyici ve döviz likiditesini dengeleyici yönde adımlar attık.


1. Para Politikası Uygulamaları ve Parasal Koşullar


Hepinizin bildiği gibi, 18 Ağustos 2015 tarihinde küresel para politikalarının normalleşmeye başlamasından önce ve sonra uygulayabileceğimiz politikalara ilişkin bir yol haritası yayınladık. Bu metinde, faiz koridorunun daraltılacağını ve bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı etrafında daha simetrik bir hale getirileceğini belirttik. Aynı duyuruda Türk lirası likiditesi, döviz likiditesi ve finansal istikrara yönelik normalleşme öncesinde ve sırasında uygulayacağımız politikalara da yer verdik. Bu doğrultuda, Türk lirası likiditesiyle ilgili olarak, 23 Eylül 2015 tarihinden itibaren piyasa yapıcı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı uygulamasını kaldırdık ve Türk lirası işlemlerin teminat koşullarını sadeleştirdik. İlave olarak, Türk lirası işlemleri için teminata döviz depo getirilmmesi imkanını hatırlattık ve bu imkanın kullanımıyla ilgili basitleştirici yeni kuralları sizlerle paylaştık. 28 Eylül 2015 tarihinden itibaren yürürlüğe giren söz konusu değişikliklerle bankalarımızın likidite yönetimini etkinleştirmeyi amaçlıyoruz.


Sene başından itibaren gözlediğimiz birikimli döviz kuru hareketleri ile enerji ve gıda fiyatlarındaki oynaklıkların enflasyon ve enflasyon bekleyişleri üzerindeki etkilerini sınırlamak amacıyla sıkı para politikası duruşumuzu 2015 yılı üçüncü çeyreğinde de sürdürdük. Bu dönemde uyguladığımız sıkı likidite politikası sonucu ortalama fonlama faizini kademeli olarak yükselttik (Grafik 3 ve 4). Önümüzdeki dönemde alacağımız para politikası kararlarının enflasyon görünümüne bağlı olacağını vurgulamak isterim. Merkez Bankası olarak, enflasyon beklentilerini, fiyatlama davranışlarını ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeleri dikkate alarak para politikasındaki sıkı duruşumuzu gerekli görülen süre boyunca sürdüreceğiz.

Yıl genelinde negatif seyreden 5 yıllık piyasa faizi ile bankalararası gecelik repo faizi arasındaki fark, 2015 yılı Ekim ayı itibarıyla sıfıra yakın seviyelere geldi (Grafik 5). Getiri eğrisi bu dönemde de yataya yakın konumunu sürdürdü


Ağustos ayında paylaştığımız yol haritası çerçevesinde finansal istikrarı destekleyici önlemler aldık. Bu önlemler 2014 yılı Kasım ayından bu yana çekirdek dışı yabancı para yükümlülüklerin vadesinde gözlenen uzama eğilimini desteklemeye başladı. Özellikle üç yıldan uzun vadelerde gözlenen istikrarlı artış eğiliminin finansal istikrar açısından oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz (Grafik 7). 29 Ağustos 2015 tarihinde yaptığımız bir diğer duyuruda Türk lirası cinsinden zorunlu karşılıklara ödediğimiz faizi Eylül, Ekim ve Aralık aylarında 50’şer baz puan artıracağımızı belirttik. Bu düzenleme bankacılık sektörünün aracılık maliyetini azaltmakta ve çekirdek yükümlülüklere ilave bir destek sağlamaktadır. Nitekim, yansıda da gördüğünüz gibi, bu düzenlemelerin ilk ilan edildiği Kasım 2014’ten itibaren Kredi/Mevduat oranındaki yükseliş yerini yatay bir seyre bıraktı

Küresel para politikalarının normalleşmesi sürecinde yapacaklarımıza ilişkin yayınladığımız yol haritasında döviz likidite yönetiminin esnekliğini artırıcı tedbirlere de yer verdik. Bu doğrultuda, bankaların TCMB nezdindeki döviz ve efektif piyasalarında işlem yapma limitlerini 1 Eylül 2015 tarihinden itibaren yaklaşık yüzde 130 oranında arttırarak 50 milyar ABD dolarına yükselttik. Böylelikle, bankalara tahsis edilen depo limitleri ile ROM kapsamında TCMB’de bulundurulan altın ve döviz varlıklarının toplamını bankaların gelecek bir yıldaki yurt dışı borç ödemelerinin tamamını fazlasıyla karşılayabilecek seviyeye getirdik. Ayrıca, küresel finansal piyasalarda artan oynaklık nedeniyle 19 Ağustos 2015 tarihinden itibaren döviz satım ihalesi tutarını bir gün önce ilan edilen asgari tutarın 70 milyon ABD doları fazlasına kadar artırılabileceğimizi duyurduk. Bu çerçevede, Merkez Bankası olarak döviz likiditesinde dengeleyici duruşumuzu sürdürüyoruz.

Sıkı para politikası duruşumuzun ve alınan makroihtiyati önlemlerin etkisiyle yıllık kredi büyüme hızları makul düzeylerde seyrediyor. Yakın zamanda artan yurt içi ve küresel belirsizliklerin etkisiyle kredilerin büyüme hızında ilave bir yavaşlama gözlemledik. Toplam kredilerin kur etkisinden arındırılmış yıllık büyüme hızı üçüncü çeyrek sonu itibarıyla yüzde 15,3 oranına geriledi. Bu dönemde, hem tüketici kredilerinin hem de ticari kredilerin büyüme hızında belirgin bir yavaşlama gerçekleşti. Tüketici kredileri yıllık büyüme oranı anılan dönem sonunda yüzde 12,2’ye, ticari kredilerin kur etkisinden arındırılmış yıllık büyüme oranı ise yüzde 17,8’e geriledi (Grafik 9). Kredi büyümesindeki ve kompozisyonundaki bu gelişmeler hem dengelenme sürecine hem de finansal istikrara katkı sağlıyor


2. Makroekonomik Gelişmeler ve Temel Varsayımlar


Şimdi tahminlerimize temel oluşturan makroekonomik görünüme ve varsayımlarımıza değineceğim. Öncelikle yakın dönem enflasyon gelişmelerini özetlemek istiyorum. Ardından da tahminlerimizi üretirken baz senaryoda temel aldığımız yurt içi ve yurt dışı talep görünümünden bahsedeceğim.

2015 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık tüketici enflasyonu bir önceki çeyreğe kıyasla yaklaşık 0,75 puan artarak yüzde 7,95 oranına yükseldi ve Temmuz Enflasyon Raporu öngörüsünün üzerinde gerçekleşti (Grafik 11 ve 12). Yıllık enflasyondaki yükselişte gıda fiyatları ve döviz kuru gelişmeleri belirleyici oldu. Döviz kuru gelişmelerinin enerji fiyatlarına yansıması petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle diğer mal gruplarına kıyasla daha sınırlı kaldı.


Bu dönemde, çekirdek enflasyon göstergelerinin ana eğilimi, önceki çeyreğe kıyasla bir miktar gerilemiş olsa da, yüksek seviyesini devam ettirdi (Grafik 13). Bununla birlikte, para politikasındaki sıkı duruşumuz ve yurt içi talepteki ılımlı seyir sonucunda, döviz kuru artışlarının fiyatlara geçişinin geçmiş yıllardaki benzer dönemlere kıyasla daha sınırlıı olduğunu değerlendiriyoruz. Bu dönemde, gıda fiyatlarındaki yüksek seyir ve bunun yemek hizmetleri fiyatlarına yansımaları sürerken, gıda ve yemek hizmetleri haricindeki kalemlerin enflasyonu önceki çeyreğe kıyasla yaklaşık yarım puan artarak yüzde 6,36 oranına yükseldi (Grafik 14).


Bu çerçevede, enflasyonun bir süre daha mevcut düzeylere yakın seyredeceğini sonrasında ise azalma eğilimine gireceğini tahmin ediyoruz. Kamu maliyesinin görünümüne bağlı olarak enflasyonun yüzde 5 hedefine orta vadede ulaşacağını değerlendiriyoruz.


2015 yılı ikinci çeyreğine ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) verilerine göre iktisadi faaliyet Temmuz Enflasyon Raporu’nda ortaya konulan görünüme kıyasla daha güçlü bir seyir izledi ve milli gelir dönemlik bazda yüzde 1,3, yıllık bazda ise yüzde 3,8 oranında arttı (Grafik 15). Mevsimsellikten arındırılmış milli gelir bileşenlerini üretim yönünden incelediğimizde, sanayi katma değerinin milli gelir büyümesine en yüksek katkıyı sağladığını, diğer kaleemlerin de büyümeye pozitif yönde katkıda bulunduğunu görüyoruz (Grafik 16).

2015 yılının ilk yarısında yurt içi talebin büyümeye katkısı dış talepten yüksek oldu. Üçüncü çeyreğe ilişkin göstergeler iktisadi faaliyette ılımlı seyre işaret ederken, yılın ikinci yarısında büyüme kompozisyonundaki değişimin net ihracat lehine olabileceği yönünde sinyaller içeriyor. Sanayi üretimi ve iç talebe ilişkin satış, üretim ve ithalat göstergeleri nihai yurt içi talebin büyümeye katkısının ılımlı seyredeceğini ima ediyor. Ayrıca, AB ülkelerinin talebindeki artışın önümüzdeki dönemde ihracatımızı olumlu etkilemesini bekliyoruz. Bu doğrultuda, iç talebin seyrine bağlı olarak ithalat talebinde gözlenebilecek yavaşlama ile beraber değerlendirdiğimizde, dış talebin yılın ikinci yarısında büyümeye katkısının artacağını öngörüyoruz.


2011 yılından itibaren uygulanan makroihtiyati politika çerçevesi ile birlikte milli gelir ılımlı bir büyüme eğilimi sergilerken, nihai yurt içi talep yaşanan dengelenme süreecinin ardından bir toparlanma sürecine girdi (Grafik 17). İç ve dış gelişmeler nedeniyle finansal koşullarda gördüğümüz sıkılaşmanın iç talep üzerinde aşağı yönlü risk oluşturduğunu, ancak yurt içi belirsizliklerin azalması durumunda söz konusu sıkılaşmanın geçici olabileceğini değerlendiriyoruz. Ayrıca, küresel kriz sonrası gözlenen güçlü istihdam performansının gelir kanalından yurt içi talebi destekleyeceğini düşünüyoruz. Bunun yanı sıra, cari açıkta öngörülen düşüş ve güçlü kamu maliyesi de olası şoklara karşı ekonomi politikalarının dengeleyici yönde hareket edebilmesi açısından alan oluşturuyor. Dış ticaret ortaklarımızdan Euro Bölgesi’ndeki toparlanmanın ihracatımızı desteklemesini beklerken, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi ile Rusya ve Irak’a yapılan ihracata ilişkin belirsizlikler aşağı yönlü risk unsurları olarak ortaya çıkmakta. Fed faiz kararlarının ve Çin ekonomisindeki yavaşlamanın dünya ekonomisine etkileri ile Avrupa’daki toparlanmanın kalıcılığı konusundaki belirsizllikler de dış talebe ilişkin aşağı yönlü risklere işaret ediyor. Özetle 2016 yılında iç talebin ılımlı seyretmesi, dış talebin ise toparlanma eğilimi sergilemesi ve bu sayede büyüme kompozisyonundaki dengelenmenin sürmesini bekliyoruz. Yurt içi talepteki ılımlı seyrin, tüketici kredilerinde gözlenen yavaşlamanın ve dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmelerin katkısı ile cari açıkta gözlenen iyileşme eğiliminin devam etmesini bekliyoruz


Bildiğiniz gibi, enflasyon tahminlerinde gıda, enerji ve ithalat fiyatları da önemli rol oynuyor. Dolayısıyla, tahminlere geçmeden önce kısaca söz konusu değişkenlere dair varsayımlarımızı aktaracağım.

Başta enerji fiyatları olmak üzere, uluslararası piyasalardaki emtia fiyatlarında gördüğümüz düşüş eğilimi yılın üçüncü çeyreğinde de sürdü. Çin ve diğer gelişmekte olan ekonomilerdeki yavaşlamanın katkı verdiği bu eğilim Türkiye ekonomisinde de ithalat fiyatlarının ABD doları bazında gerilemesine neden oldu. Dolayısıyla, ham petrol fiyatları ve ABD dolarrı cinsinden ithalat fiyatlarına dair varsayımlarımızda aşağı yönlü güncellemeler yaptık (Grafik 19). Yıllık ortalamalar itibarıyla ham petrol fiyatları varsayımımızı 2015 yılı için 59 dolardan 54 dolara, 2016 yılı için ise 63 dolardan 54 dolara düşürdük. Gıda fiyatlarına dair yıl sonu varsayımlarında ise güncelleme yapmadık ve 2015 ve 2016 yıl sonu gıda enflasyonu varsayımımızı yüzde 8 olarak koruduk.


Maliye politikasının orta vadeli duruşu için ise 2016-2018 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program projeksiyonlarını temel aldık. Bir önceki Program’la karşılaştırıldığında, yeni projeksiyonlara göre gelirler ve harcamalar kalemlerinde milli gelire oranla 2015 yılında bir miktar artış ve sonraki yıllarda ise daha sınırlı bir azalış öngörülüyor. Bu görünüme bağlı olarak, enflasyondaki iyileşmenin kademeli bir şekilde gerçekleşeceğini ve enflasyonun yüzde 5 hedefine orta vadede ulaşacağını değerlendiriyoruz.


3. Enflasyon ve Para Politikası Görünümü


Şimdi sizlere, çizmiş olduğum çerçeve daahilinde ürettiğimiz enflasyon ve çıktı açığı tahminlerimizi sunacağım.

Orta vadeli tahminlerimizi oluştururken enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruşumuzu sürdürdüğümüz bir çerçeveyi esas aldık. Ayrıca, sıkı makroihtiyati çerçevenin de katkısıyla yıllık kredi büyüme oranının geldiği makul seviyelerin devam edeceğini değerlendiriyoruz. Bu çerçevede enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2015 yılı sonunda yüzde 7,4 ile yüzde 8,4 aralığında (orta noktası yüzde 7,9), 2016 yılı sonunda ise yüzde 5,0 ile yüzde 8,0 aralığında (orta noktası yüzde 6,5) gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyonun 2017 yılında yüzde 5’e yaklaşıp, orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz


2015 yıl sonu enflasyon tahminimizde Temmuz Enflasyon Raporu’na göre yapılan yukarı yönlü güncellemenin 1,2 puanı üçüncü çeyrekteki döviz kuru hareketlerinin çekirdek enflasyon eğilimi üzerindeki yükseltici etkisinden kaynaklanıyor. Öte yandan, ithalat fiyyatları görünümünde bir önceki Rapora kıyasla gözlenen iyileşme yıl sonu enflasyon tahminine 0,2 puan aşağı yönlü etkide bulundu. Bu çerçevede, Temmuz Enflasyon Raporu’nda yüzde 6,9 olarak verilen 2015 yıl sonu enflasyon tahminini 1 puan yukarı yönlü güncelledik (Grafik 20).

Temmuz Enflasyon Raporu’nda yüzde 5,5 olarak verilen 2016 yıl sonu enflasyon tahminini ise 1 puan yukarı yönlü güncelleyerek yüzde 6,5’e yükselttik. 2015 yıl sonu enflasyon tahminindeki yukarı yönlü güncellemenin ve döviz kurunda yaşanan gelişmelerin gecikmeli etkilerinin 2016 yıl sonu enflasyon tahmini üzerinde sırasıyla 0,6 puan ve 0,8 puan yükseltici etki yapacağını tahmin ediyoruz. 2016 yılı ortalama ithalat fiyatı varsayımındaki gerileme ve 2016 yılı için öngörülen çıktı açığındaki sınırlı miktarda aşağı yönlü güncelleme ise 2016 yıl sonu tahminini önceki Rapor’a göre sırasıyla 0,3 puan ve 0,1 puan aşağı yönde etkiledi.




TCMB Yılsonu Enflasyon Tahminini Yukarı Çekti #eborsahaber

14 Ekim 2015 Çarşamba

Cari İşlemler Dengesi, 163 Milyon Dolar Açık Verdi

Merkez Bankasi’ndan 2015 yılı Ağustos ayı Ödemeler Dengesi gelişmelerine ilişkin açıklamada;


” Cari işlemler açığı, bir önceki yılın Ağustos ayına göre 2.058 milyon ABD doları azalarak 163 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Bunun sonucunda, oniki aylık cari işlemler açığı 43.047 milyon ABD doları olmuştur.


Ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret açığı, bir önceki yılın aynı ayına göre 2.602 milyon ABD doları azalarak 3.634 milyon ABD dolarına düşmüştür. Diğer taraftan, hizmetler dengesinden kaynaklanan net gelirler 583 milyon ABD doları azalarak 3.947 milyon ABD dolarına gerilemiştir.


Parasal olmayan altın kalemi altında, bir önceki yılın Ağustos ayında 145 milyon ABD doları, bu yılın aynı ayında ise 260 milyon ABD doları net ithalat gerçekleşmiştir.


Hizmetler dengesi altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler, bir önceki yılın aynı ayına göre 586 milyon ABD doları tutarında azalarak 3.364 milyon ABD dolarına gerilemiştir.


Birincil gelir dengesi kalemi altında yatırım geliri kaleminden kaynaklanan net çıkışlar, bir önceki yılın aynı ayına göre 72 milyon ABD doları azalarak 497 milyon ABD doları olmuştur.


Doğrudan yatırımlar 2014’ün aynı ayında 1.097 milyon ABD doları net çıkış (net varlık artışı) kaydederken bu yılın aynı ayında 1.675 milyon ABD doları tutarında net giriş (net yükümlülük artışı) kaydetmiştir.


Portföy yatırımları 1.477 milyon ABD doları tutarında net çıkış kaydetmiştir. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 347 milyon ABD doları, devlet iç borçlanma senetleri piyasasında da 393 milyon ABD doları net satım yaptığı görülmektedir. Bunun yanı sıra, yurtdışında ihraç edilen tahvil ve bonolarla ilgili olarak bankalar 307 milyon ABD doları net geri ödeme gerçekleştirmiştir.


Diğer yatırımlar kaleminden kaynaklanan net çıkışlar 1.891 milyon ABD doları tutarında gerçekleşmiştir.


Diğer yatırımlar altında, yurtiçi bankaların yurtdışı muhabirlerindeki effektif ve mevduat varlıkları 2.344 milyon ABD doları net artış, yurtdışı bankaların yurtiçindeki mevduatları ise 321 milyon ABD doları tutarında net azalış kaydetmiştir.


Yurtdışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, Genel Hükümet ve bankacılık sektörü sırasıyla 39 milyon ve 335 milyon ABD doları net geri ödemede bulunurken diğer sektörler 694 milyon ABD doları net kullanım gerçekleştirmiştir. Bankalar, Ağustos ayında kısa vadeli kredilerde net geri ödeyici, uzun vadeli kredilerde net kullanıcı olmuştur.


Resmi rezervler Ağustos ayında 399 milyon ABD doları azalmıştır. ” ifadelerine yer verildi.


 



Cari İşlemler Dengesi, 163 Milyon Dolar Açık Verdi #eborsahaber

12 Ekim 2015 Pazartesi

Başçı; "Sıkı Duruşa Devam"

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Konuşmasında Merkez Bankası’nın sıkı duruşa devam edeceğine vurgu yaptı.


MB Başkanı Başçı sunumunda, “Cari işlemler dengesindeki iyileşmenin Ağustos verisi ile birlikte belirginleşeceği ve yıl boyunca devam edeceği öngörülüyor. Avrupa Birliği ekonomilerindeki talep artışının desteğiyle net ihracatın büyümeye katkısının yılın ikinci yarısında artacak. TCMB döviz kurunun etkileri ve enflasyon beklentilerindeki artıştan kaynaklanan riskleri sınırlamak için likidite politikasındaki sıkı duruşunu koruyor” ifadelerine yer verdi..


Başçı, “TCMB açıklanan “küresel para politikalarının normalleşme sürecinde yol haritası” kapsamında, yakın zamanda geniş bir tedbir paketi uygulamaya başladı. Para politikası enflasyon görünümüne karşı sıkı, döviz likiditesinde dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici bir duruş sergiliyor” dedi.


 



Başçı; "Sıkı Duruşa Devam" #eborsahaber

6 Ekim 2015 Salı

TCMB: Eylül Ayında TÜFE’de Maliyet Yönlü Baskılar Belirginleşti

Bankanın enflasyon değerlendirmesinde konu ile ilgili olarak,


“Eylül ayında tüketici fiyatları yüzde 0,89 oranında yükselmiş ve yıllık enflasyon 0,81 puan artarak yüzde 7,95 olmuştur. Bu dönemde ÖKTG-H ve ÖKTG-I endekslerinin yıllık artış oranları sırası ile 0,43 ve 0,57 puan artarak yüzde 8,26 ve 8,23’e yükselmiştir.


Alt grupların yıllık tüketici enflasyonuna katkıları incelendiğinde, Eylül ayında katkısı yatay seyreden hizmet grubu hariç tüm alt grup katkılarının arttığı gözlenmiştir. Alt gruplar arasında en belirgin katkı artışı sırası ile 0,35 ve 0,24 puan ile temel mallar ve gıda gruplarından kaynaklanmıştır.


Mevsimsellikten arındırılmış verilerle üç aylık ortalamalara göre incelendiğinde, çekirdek enflasyon göstergelerinin ana eğilimlerinde bu dönemde yukarı yönlü bir hareket gözlenmiştir. Bu görünümde, Türk lirasındaki birikimli değer kaybının yansımalarıyla ana eğiliminde bozulma gözlenen temel mal grubu belirleyici olmuştur. Hizmet grubunun ana eğilimi ise yataya yakın seyrederek yüksek seviyesini korumuştur.


Eylül ayında hizmet fiyatları yüzde 0,79 oranında artmış, grup yıllık enflasyonu 0,11 puan azalarak yüzde 8,54’e düşmüştür. Bu dönemde yıllık enflasyon, haberleşme ve diğer hizmetlerde yükselirken kira grubunda yatay bir seyir izlemiş, buna karşılık ulaştırma ve lokanta otellerde gerilemiştir. Petrol fiyatlarının gelmiş olduğu düşük seviyelere bağlı olarak ulaştırma hizmetleri yıllık enflasyonundaki yavaşlama eğilimi sürmüştür. Lokanta otel grubundaki yüksek oranlı fiyat artışları bir önceki aya kıyasla hız kesmekle birlikte devam etmiştir.


Temel mal grubu yıllık enflasyonu Eylül ayında 1,37 puanlık artışla yüzde 7,94’e yükselmiştir. Bu dönemde yıllık enflasyon, giyim grubunda gerilerken kalan gruplarda artmıştır. Türk Lirasındaki değer kaybının birikimli etkilerine bağlı olarak dayanıklı mal grubu fiyatları aylık bazda yüzde 2,68 oranında artmıştır. Dayanıklı mal grubunda otomobil ile beyaz eşya fiyatlarında sırasıyla yüzde 3,94 ve 4,28 ile belirgin oranlarda artış gözlenmiştir. Giyim ve dayanıklı dışı temel mallar grubunda ise fiyatlar aylık bazda hızlı bir artış kaydetmiş ve grup yıllık enflasyonu yüzde 7,78’e yükselmiştir. Giyim grubu fiyatlarında sezon indirimleri geçen dönemlere kıyasla yüksek olmuş ve yıllık enflasyon yüzde 4,31’e gerilemiştir. Sonuç olarak Eylül ayı, Türk lirasındaki değer kayıplarının temel mal fiyatlarında belirgin olarak hissedildiği bir dönem olmuştur.


Enerji fiyatları Eylül ayında yüzde 0,53 oranında artmıştır. Bu gelişmede, Türk lirasındaki değer kaybına bağlı olarak yüzde 0,92 oranında yükselen akaryakıt fiyatları belirleyici olmuştur. Haziran ayından bu yana gerilemekte olan yıllık enerji enflasyonu bu dönemde yaklaşık 0,7 puanlık artışla yüzde 1,95 oranına yükselmiştir.


Eylül ayında gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık enflasyon 1,02 puan artışla yüzde 10,73 olmuştur. Bu gelişmede işlenmemiş gıda fiyatları etkili olurken işlenmiş gıda grubu yıllık enflasyonundaki yavaşlama eğilimi sürmüştür. Bu dönemde işlenmemiş gıda grubu yıllık enflasyonu 2,40 puan artışla yüzde 13,23’e yükselmiştir. Bu gelişmede başta meyve olmak üzere taze meyve ve sebze fiyatlarının etkisi hissedilmiştir. Uzun bir süredir yükseliş eğiliminde olan kırmızı et fiyatları alınan tedbirlerin de etkisi ile Eylül ayında yataya yakın bir seyir izlemiştir. İşlenmiş gıda fiyatları ise son iki aya kıyasla daha düşük bir oranda artmıştır. Bu dönemde, gıda ve yemek hizmetleri grubunun yıllık enflasyonu yüzde 11,56’ya, gıda ve yemek hizmetleri hariç tüketici enflasyonu ise 0,84 puan artışla yüzde 6,36’ya yükselmiştir.


Yurtiçi Üretici Fiyatları


Yurt içi üretici fiyatları Eylül ayında yüzde 1,53 oranında artmış, yıllık enflasyon yüzde 6,92’ye yükselmiştir. Bu dönemde Türk lirasındaki değer kaybına bağlı olarak imalat sanayi fiyatlarında artış gözlenmiştir. Yıllık enflasyon imalat sanayi fiyatlarında yüzde 7,34’e, petrol ve ana metal hariç imalat sanayisinde ise yüzde 9,24’e yükselmiştir.


Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, Eylül ayında dayanıksız tüketim malları hariç tüm alt gruplarda belirgin fiyat artışları gözlenmiştir. Dayanıklı tüketim malları fiyatlarındaki aylık yüzde 2,95’lik artışta mücevherat ve ev aletleri imalatı fiyatları belirleyici olmuştur. Ara malı imalatı fiyatları aylık bazda yüzde 1,98 oranında artarken Türk lirasındaki değer kaybının etkisi grup genelinde hissedilmiştir. Sermaye malı imalatındaki yüzde 2,57 oranındaki aylık fiyat artışında ise motorlu kara taşıtları ve “diğer özel amaçlı makine” fiyatları ön plana çıkmıştır. Sonuç olarak, Eylül ayında tüketici enflasyonu üzerinde maliyet yönlü baskılar belirginleşmiştir.” İfadelerine yer verildi.



TCMB: Eylül Ayında TÜFE’de Maliyet Yönlü Baskılar Belirginleşti #eborsahaber