26 Ağustos 2015 Çarşamba

Çin ve Küresel Piyasalar

Düşüş Çin borsasında başladı, saat farkı ile sırasıyla düşüşleri Avrupa ve ABD borsaları izledi.


İngiltere ve Almanya borsalarında kayıplar %5’i aşarken, ABD’de Dow Jones endeksi yüzde 6,5 değer kaybetti. Gelen bu satışlar küresel hisse piyasalarında yüzlerce milyar dolarlık kayıp yaşanmasına neden oldu.


Küresel piyasaların gözü kulağı Çin ekonomi otoritesinde iken beklenen açıklama geldi ve Çin merkez bankası faiz indirimine giderek bir hamle daha yapmış oldu. Dünya borsaları gelen açıklama ile nefes aldı.


Çin konusunda küresel ekonomiler neden bu kadar endişeli


Çin, 2008 mali krizi sonrası her yıl ortalama %10 civarında büyüme göstererek dünya ekonomisinin lokomotifi haline gelmişti. 2014 yılına gelindiğinde Uluslararası Para Fonu (IMF) Çin ekonomisinin büyüklüğünün ABD ekonomisini geçtiğini açıklamıştı. Dolayısı ile Çin merkezli bir ekonomik endişenin veya olumlu bir algının küresel ekonomiler üzerinde etkisinin eskiye oranla daha yoğun hissedileceğinin sinyalini vermişti aslında.


Çin ekonomisi ABD ekonomisini nasıl geçebildi


Çin büyüme modelinin temeli 80’li yılların sonlarında oluşmaya başladı. Düşük iş gücü maliyeti ve değişen hızlı tüketim alışkanlıkları üreticilerin Çin’e kaymasına veya üretime son vermesine neden oldu. 2014 yılına gelindiğinde uygulanan büyüme modelinin etkisi ile Dünya Bankası raporlarına 2,3 trilyon dolar ihracat yapan Çin, küresel ihracatın yüzde 13’ünü gerçekleştirerek ABD’ye 700 milyar dolar fark atarak girmiş oldu.


ABD, AB ve Çin bir konuda yanıldı


Başta ucuz işçilik ve devlet desteklerinin cazibesine kapılan ABD’li ve Avrupalı yatırımcılar yeni iş modellerinin üretim üssü olarak Çin’i tercih etmeye başlarken, düşen maliyetler ile karlılıklarının artacağını ve dünyanın en yoğun nüfusuna sahip olan Çin’in kişi başına düşen milli gelirinde doğal bir artış olacağını ve bu neden ile ürettikleri bu düşük maliyetli mallara talebin de artacağını düşünerek heyecanlandılar. Ancak Çin devleti zenginleşirken hane halklarının gelirlerinde belirgin bir yükseliş yaşanmaması masanın bir bacağını eksik bırakırken, yatırımların ülke dışına kayması ile oluşan işsizlik ve yaşlanan nüfusun sosyal devlet bütçeleri üzerinde yarattığı baskı nedeni ile masanın bir bacağı daha kırılmış oldu.


Özet olarak kurulmuş olan denklem kendi içerisinde kısır döngüye dönüşerek küresel ekonomilerde durgunluğa yol açtı.


Çin hükümeti kısır döngüyü aşmak için iç talebi canlandırmaya çalıştı


İhracat odaklı büyüme modeline sadık kalan Çin, düşen büyüme rakamlarını tekrar %10 lar seviyesine çıkartabilmek için iç talebi canlandırmaya yönelik bazı önlemler aldı. Yapılan düzenlemelerle Çin bankalarının daha fazla kredi kullandırması önündeki engeller kaldırıldı. Yatırım harcamaları için finansman teşvik edildi ve  tek hanelere gerileyen büyüme hızı, yeni yatırımlar ile yüzde 10,6’ya kadar yükseltilebildi. Ancak bu önlemler 2010 yılını takip eden yıllarda aynı tepki veremeyince büyüme tekrar tek haneli rakamlara geri çekildi.


Çin ekonomisi yavaşlayınca hammade ve enerji ihracatı da yavaşladı 


Çin ekonomisinin yavaşlamasıyla doğru orantılı olarak üretimin ve dolayısıyla hammadde ihtiyacının düşmesine neden oldu. Oluşan talep açığı, petrolden altına, tüm emtia fiyatlarında gerilemeye yol açınca, Çin’in sorunları küresel ekonomilere sıçrayarak, Rusya ve Arap yarımadası ülkeleri gibi petrol ihraç eden ülkelerin gelirlerini azaltıp ekonomik dengelerini bozdu.


Çin’e bağlı kırılganlık devam edecek mi?


Çin’deki toplam borç oranlarının tespit edilmesi gölge bankacılık sistemi nedeniyle oldukça zor olduğundan kırılganlığın ve buna bağlı dalgalanmaların devam edeceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Dolayısıyla bu kırılganlığın gelişen ülke ekonomileri üzerinde etkileri artarak devam edebileceği gibi bundan sonra Çin’den gelecek büyüme referanslı verilerin iyi okunması ve Çin mali otoritesinin aldığı önlemlerin etkilerinin sonuçlarının beklenmesi gerekecektir.


 



Çin ve Küresel Piyasalar
#eborsahaber

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder